Fotoğraf Galerisi
Tokat Resimleri
Ziyaretçi Sayısı

13119

     

HÜKÜMET TÜRK DÜNYASINA SAHİP ÇIKMIYOR



Milliyetçi Hareket Partisi Tokat Milletvekili Dr. Reşat DOĞRU TBMM Genel Kurulunda gündem dışı yapmış olduğu konuşmada Türk Dünyasının sahipsiz kaldığını ve Türkiye Cumhuriyetinin bir an önce buralara el uzatması gerektiğini bildirdi. DOĞRU, konuşmasında şunları söyledi.

Türk Dünyası denince, Türk soyundan gelen, Türkçe konuşan, ortak dile, ortak kültüre, ortak değere sahip insan topluluğu anlaşılmalıdır. 90'lı yıllardan sonra Türk Dünyası terimi yanında Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar terimi de kullanılmaya başlamıştır. Burada Akraba Topluluklar terimi Türk olmayan, fakat inanç, kültür, tarih vb. sebeplerle Türklerle ilişkileri olan Tacik, Boşnak ve Pomak gibi milletler kastedilmektedir.

Türk Dünyası" kavramı oldukça geniş bir coğrafyayı ilgilendirmektedir. Kuzey Buz Denizi'nden Afrika içlerine, Çin'in içlerinden Balkanlar'ın daha ötesine kadar uzanan muazzam bir coğrafya, bu terimin ilgi alanına girmektedir. Bu geniş coğrafyada yaşayan Türk soyluların tamamı bağımsız kendi devletlerinde yaşamamaktadır. Başta Türkiye olmak üzere Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki Türkler bağımsız devletlerinde yaşamaktadırlar. Buna karşılık Irak, İran, Afganistan, Yunanistan, Makedonya, Sırbistan-Karadağ, Bulgaristan, Romanya vb. ülkelerde yaşayan Türklerin ise ayrı bir idari bölgeleri yoktur. Daha küçük Türk topluluklarının ise ne belli bir bölgeleri vardır, ne de azınlık statüsüne sahiptirler.

Türk Dünyasındaki devletler arasında çok önemli sorunlar vardır.

Ahıska Türklerinin ana vatanı, malum olduğu üzere, günümüz Gürcistan'ının Ahıska bölgesidir. Stalin tarafından II. Dünya Savaşı'ndan sonra Türkistan'a sürülmüşlerdir. Nüfuslarının yarısı bu sürgün sırasında kırılmıştır. Bugün, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Rusya Federasyonu'nun değişik bölgelerinde dağınık olarak yaşayan Ahıskalılar, anavatanlarına dönme mücadelesi içindedirler.

Bununla ilgili dernekler kurmuşlardır. Fakat ne yazık ki, Gürcü yönetimi "Türk" olarak dönüşlerine izin vermemektedir. Ancak, "Müslümanlaşmış Gürcü" kimliğini kabul ederlerse bölgeye dönebileceklerdir. Onlar da tabiatıyla bu teklifi kabul etmemektedirler.

Dönmüş olsalar da başka bir problemle karşılaşacaklardır. O da şudur. Ahıska bölgesine Sovyetler döneminde Ermeniler yerleştirilmişlerdir. Ermeniler, Gürcistan'ın hemen her bölgesinde vardırlar ve çoğu "Gürcü" kimliği taşımaktadır.

Ahıska Türklerinin eski topraklarına geri dönmelerinde Türkiye Cumhuriyeti devletine önemli görevler düşmektedir.

Türk Dünyasında etnik sorunlara dikkat edilmelidir. Geçmişten bugüne kadar devam eden kardeş kavgaları halen devam etmektedir. Bu kavgaların arkasında bu bölgelerde emeli olan güçler vardır.

Sovyetlerin dağılma sürecinde çoğunlukla Fergana vadisinde yaşayan Ahıska Türkleri ile Özbekler arasında çatışmalar yaşanmıştı. Bu çatışmaların neticesinde Ahıska Türkleri bölgeyi terk etmek zorunda kalmışlar ve çoğunlukla Rusya Federasyonuna yerleşmişlerdir. Ne yazık ki, yeni yerleştikleri bölgelerde de Rusların baskılarıyla karşı karşıyadırlar.

Kırgız Türkleri, Özbekistan'ın Fergana vadisinin Kırgızistan ile sınır olan bölgelerinde yaşamaktadırlar. Sovyetler Birliği'nin dağılması sürecinde bu bölgede Özbekler ile Kırgızlar arasında etnik çatışmalar yaşanmıştır. Çatışmalar, Kırgızistan'a da yayılmış ve oldukça zor önlenmiştir.

Hem Kırgızistan'da, hem de Özbekistan'da yakın zamanda yaşanan olaylar, ölümlere varan sonuçlar meydana getirmiştir. Olaylar her ne kadar siyasi gibi görünse de arkasında etnik kızışma yatmaktadır. Bu bölgeye oldukça dikkat etmek gerekir.

Karabağ sorunu çok önemlidir. Azerbaycan'la birlikte bu konu bizim de konumuz olmalıdır. İşgal bitmeli ve Azeriler kendi öz topraklarına dönmelidir.

Günümüzde Türk dünyası misyonerlerin cirit attığı bir bölge haline gelmiştir. Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte dünyanın hemen her Hıristiyan ülkesinden misyonerler bölgeye akın etmiş ve XIX. Yüzyıldaki Rus papazları gibi bölge insanını Hıristiyanlaştırma gayreti içine girmişlerdir. Bu misyonerler, özellikle Sibirya, İdil-Ural bölgesi, Kazakistan ve Kırgızistan'da faaliyet içindedirler.

Ne yazık ki, birçok Türk genci kandırılarak İseviliğe inandırılmıştır. Hıristiyanlaşan bu gençlerin bir kısmı, tıpkı geçmişte Rusların yaptığı gibi yurtdışına götürülmekte ve orada eğitilmektedir. Bölgeye yönelik ABD, AB, Güney Kore ve Japonya destekli misyonerlik faaliyetleri ileride çok ciddi sorunların yaşanmasına neden olabilecek cinstendir.

Türklerin yaşadığı ülkelerle ekonomik, siyasi ve kültürel işbirliğini kalıcı hale getirecek çalışmalar yapmak, ilgili ülkelerle Türkiye'yi ve Türk Kültürünü öğretecek kurumlar kurmamız gerekmektedir.

Gaspıralı İsmail'in söylediği gibi dilde, iş de, fikirde birlik en önemli konulardır. Bunun başı dildir. Türk dünyasının bugünkü bölünmüşlüğünün, ayrılığının temelinde ortak alfabe eksikliği yatmaktadır. Alfabe sorununu çözmeden Türk dünyasının ruh birlikteliğini sağlamak mümkün görünmemektedir.

Türk dünyasının bütün sorunlarının, hatta ekonomik sorunlarının bile temelinde alfabe ayrılığı yatmaktadır.

İlgili ülkelerle turizm potansiyelini değerlendirmeli ve oraları turizme açılarak, dünyaya tanıtımına destek olunmalıdır.

Büyük öğrenci projesi uygulaması dikkatle takip edilmeli; Gençlik programları yaparak Türk Dünyası gençleri kaynaştırılmalıdır.

AB başta olmak üzere 3 milyonun üzerinde Türkiye Türkü yurt dışındadır. İlgili ülke yöneticileri ile birlikte bu insanlarımızın eğitim, kültür, siyasal ve sosyal hakları konusunda çalışmalar yapılmalıdır.

TİKA Kuruluş amaçlarına yönelmelidir.

Türk Dünyası Ortak Pazarı kurulmalı, İpek yolu canlandırılmalıdır.

Müstakil Türk Dünyası Bakanlığı kurulmalıdır.

Unutmamalıyız ki, bizlerin Türkiye olarak onların yanında bulunmamız ve onlara destek olmamız, gelecekte dünya üzerinde söz sahibi bir ülke olmamızın da yolunu açacaktır."

     
Ziyaretçi Defteri
Anket
12 Eylül'de yapılacak olan referandumda ne yönde oy kullanacaksınız?
Gündem